Amaçlarımız

Çözüm Önerilerimiz

Velayet,

Boşanma veya ayrılık davası açılır açılmaz kadının istemi halinde hiç bir ön araştırmaya gerek kalmadan, 0-8 yaş aralığındaki çocukların Velayeti anneye verilmektedir. Bu durum çocukları babaya karşı bir şantaj unsuru haline getirmektedir.

Çözüm önerimiz :

Velayet düzenlenirken yasada “Çocuğun menfaati” denilmekte ise de Yargıtay içtihatleri sürekli çocuğun menfaatini anne yanında görmektedir. Oysa tüm bilimsel araştırmalar baba yokluğunun anne yokluğundan daha tahrip edici olduğunu ortaya koymuştur. Baba yokluğu yaşayan çocukların suça daha eğilimli olduğu, daha fazla istismara uğradığı, akademik olarak daha başarısız olduğu istatistiklerle ispatlanmıştır. (Kaynak : Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Suç ve Çocuk, Yüksek Lisans tezi). Ayrıca “Ebeveyne yabancılaştırma Sendromu (EYS)” uygulamalarının, çocuk icralarının çoğu anneden kaynaklıdır ve öldürülen çocukların büyük çoğunluğunun katili anneleridir, (Madea, Munchausen by Proxy, Bruce Etkisi, Neonatisit Sendromları). UYAP, MERNİS, E-Okul sistemleri üzerinden yapılacak basit bir veritabanı sorgulaması ile saniyeler içerisinde Baba ve Anne yokluğunun karşılaştırmalı olarak; çocuğun yaşam kalitesi üzerindeki etkisi, istismara uğrayan, tecavüz eden, öldürülen ve suçlu çocuklarda etkileri rahatlıkla bulunabilir. Ne yazık ki; özellikle boşanmalarda kadınlar çocukları erkeğin canın acıtmak ve intikam almak için kullanmaktadır. 

Bu nedenlerle Velayet temel ilke olarak babaya verilmelidir. Bu kadının çocuğu ile ilişkisinin kesilmesi anlamına gelmeyecektir. Aksine bugün babası ile görüşemeyen tüm çocuklar; hem anneleri ve hem babaları ile görüşecektir. Boşanma davalarının %91 i kadınlar tarafından açılmaktadır. Belki bir çok kadın velayeti alamayacağı için en ufak mevzularda evliliğini yıkmayı göze almayacaktır. 

Nafaka, 

Çözüm önerimiz :

Bireyi yetkin bir şekilde yetiştirmek sonradan tanıştığı eşin değil, o bireyin kendi ailesinin görevidir. Evlenirken çalışmayan veya evlendiği için işi bırakan bir bireyin sırf boşandı diye mağdur kabul edilmesi doğru değildir. Çalışmak herkesin hakkıdır ve çalışmasının engellenmesi boşanma nedenidir. Çalışması engellenen boşanır ve çalışmaya devam eder. Erkek nasıl çalışmak için izin istemiyorsa kadının da çalışmak için izne ihtiyacı yoktur. Ataerkil zihniyetin eseri olarak çalışmıyorsa kadını ataerkil zihniyete göre yetiştiren yine kendi ailesidir. 

Nafakaya ilkesel olarak tamamen karşı olmakla birlikte bir geçiş süreci olarak; mevcut durumun oluşturduğu sorunlar ve çözüm önerilerimiz şöyledir.

Önlem/Tedbir Nafakası,

Haklılık durumuna bakılmaksızın; Boşanma davası süresince çalışan eş çalışmayan eşe Nafaka ödemekle yükümlü tutulmaktadır. Uzun yargılama süreci göz önüne alındığında vereceği zarar ortadadır. 

Tedbir Nafakasını dava süresince Devlet karşılamalı karı ile kocayı özellikle bu aşamada düşmanlık oluşturacak şekilde karşı karşıya getirmemelidir. Böylece Nafaka ödememe veya haksız iddialar nedeniyle oluşan mağduriyetler önlenir. Yapılan ödemeler dava sonucuna göre haksız bulunandan tahsil edilebilir. Uzun süren davalarda en fazla 3 ay verilmeli, zaruri hallerde bile 1 yılı aşmamalıdır. Tedbir nafakasında evi terk’in haklılığı ispatlanmalıdır.

Yoksulluk Nafakası,

Eşit kusur durumunda bile çalışan eş çalışmayan eşe ömür boyu nafaka ödemekle yükümlü tutulmaktadır. Kusur durumu açısından da yükümlülükler orantısızdır. Sırf Kaynanasının cenazesine katılmadığı veya tatile çıkarmadığı için ağır kusurlu bulunan eş ile eşine zarar verecek boyutta ağır şiddet uygulayan eş arasında nafaka yükümlülüğü bakımından hiçbir fark yoktur. İsmi Nafaka (minimum geçim) olsa bile burada gözetilen standart, “kadının evli iken sürdüğü hayat standardı” olduğundan zengin birini ağına düşüren taraf ömür boyu yüksek bir gelir elde etmektedir. 

Kişinin yoksulluğunun nedeni eşi değildir. Bu nedenle adalet kişinin yoksulluğuna sebep olan kişi tarafından yoksulluğunun giderilmesini gerektirir. Bu kişi eski eş değildir. Türkiye’de “kocam beni çalıştırmıyor” diye yargı makamlarına başvuran bir kişi bile yoktur. Çalışmamak genelde kişinin kendi tercihidir.

Nafaka temininde devlet sadece boşanmışları değil her kişiyi düşünmelidir. İnsanlara iş göstermeli kendi emekleri ile geçimini sağlamalıdır. Eğer ki kişi çalışmayacak bir durumda ise devlet asgari yiyecek ve barınma ihtiyacını sağlamalıdır. Sadece boşanan kişilere nafaka ödemesi yapılması boşanmaya teşviktir. Kayıt dışı evlilik ve kaçak çalışmayı da artırmaktadır. 

Çözüm önerimiz :

Eşit kusurlu ve kusursuz eski eşleri nafakadan sorumlu tutmanın mantıklı hiçbir açıklaması yoktur. Eşlerden biri kusurlu olsa bile, kusurun bedeli nafaka ile değil o kusur ile orantılı bir tazminat olmalıdır. Diğer türlü nafaka ile yükümlü tutulan eş, “kusuruna göre orantısız ve belki kusursuz belirlenen nafaka” nedeniyle düşmanlık geliştirmeye başlar. Ayrıca süresi belirsiz veya uzun süren her uygulama hem insan doğasına hem de haklarına aykırıdır.

İştirak Nafakası,

Velayeti alan taraf (genelde kadın) eski eşten çocuklar için 18 yaş veya eğitimini tamamlayana kadar nafaka almaktadır. Böylece velayeti kaybeden kişi çocuklarla beraber gelirini ve yeni bir hayata başlama imkanını da kaybetmektedir. Eski eş aldığı nafakayla çocukları kendisine düşman olarak yetiştirmektedir. Kim kendisine düşman yetiştiren birine bunun için sponsor olmak ister ki? 

Çözüm önerimiz :

Çocuğa para için bakan velisi olamaz. Yani çocuğun velayetini alan masraflarını da karşılamalıdır. Çocuk böylece taraflar arasında bir rant ve şantaj aracı olmaktan çıkacak ve gerçekten sevildiği ve iyi bakıldığı ortamda yaşama imkanına kavuşacaktır.

Nafaka Hapsi,

Nafakanın ödenmediği/ödenemediği durumlarda geliri olup olmadığına bakılmaksızın her şikayet ile 3’er aylık hapis cezasına hükmedilmektedir. Ayrıca hapiste iken o ödenemeyen borç düşmemekte ve yatılan süre boyunca da yeni nafakalar işlemeye devam etmektedir. İşte bu durum ömür boyu sürecek bir ceza demektir. Çünkü kadın evlenmediği veya zenginleşmediği müddetçe Nafaka sona ermeyecektir. 

Çözüm önerimiz :

İnsan Hakları beyannamesine göre “borç nedeniyle kimse hapsedilemez.” Yani Nafaka hapsi de insan hakkı ihlalidir. Nafaka başlı başına haksızlık iken nafakayı ödemediği için vatandaşların hapsedilmesi zulüm üstüne zulümdür. Nafaka ile beraber Hapsi de kaldırılmalıdır.

Çocuk Haczi,

Velayeti alan kişi istemediği takdirde çocuğu mahkemenin tayin ettiği günlerde icra dışında görme imkanı yoktur. Bu durumda çocuk için icra dairesine para yatırılmakta ve çocuk bir mal gibi icra yoluyla haczedilerek teslim alınmaktadır. 

Çözüm önerimiz :

Bu durum aslında çocuk haklarının ihlalidir. Çocuk icrasına sebep olan kişi velayeti kötüye kullanmıştır. Bu nedenle Velayet bunu yapan kişiden alınmalıdır. Çocuk icrası ve EYS gibi konularda velayetin kötüye kullanımı derhal velayet değişim sebebi sayılmalıdır. Çocuğun ebeveyni ile görüşmesi çocuğun hakkıdır. Öncelikle Devlet çocuğun hakkını korumakla mükelleftir. Sorunun çok basit bir çözümü de vardır. Çocuk teslim masraflarının çocuğu teslim edecek kişiden istenmesi sorunu çözecektir. Bu kadar basit bir çözüm varken alternatif ve masraflı arayışlara girilmesi, “buradan elde edilen rantın kesilmesi kaygısından” başka bir şeyle izah edilemez. 

EYS (Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu)

Velayeti alan tarafın çocuğa uyguladığı baskı ve duygusal bir istismardır. Çocuğu hedef ebeveynden soğutmak ve kendine bağlamak için çeşitli yöntemler uygulamasıdır.

Çözüm önerimiz :

Boşanma nedeniyle çocuğun ebeveye karşı düşmanlaştırılması çocuk istismarı olarak tanımlanarak özellikle “maddi olarak” cezalandılırsa sorun çözülür. Zira çocuğu kullanan taraf çoğunlukla maddi kaygılarla bunu yapmaktadır. EYS velayet değişim sebebi olmalıdır. 

Mahkeme Masrafları,

Davayı kaybeden taraf tüm mahkeme masraflarını ve karşı tarafın avukatlık ücretini resmi rayiç üzerinden ödemek zorunda kalmaktadır. 

Çözüm önerimiz :

Boşanma ve Velayet davaları her türlü maddi unsurdan arındırılarak görülmelidir. İşin içinde rant olduğu müddetçe ranttan gelir elde edenler sorunları besleyecek yolları bir şekilde üretecektir. Adalet ücretsiz olmalıdır. Her iki tarafın haklarını da devletten maaş alan arabulucular, iki tarafın birer temsilcisiyle beraber aramalıdır. Yoksa etkili bir güce sahip olanlar haksız olsa da mahkemelerde kolayca haklı konumuna gelebilmektedir. 

Boşanma Kaynaklı Ceza Davaları,

Hakaret, Tehdit, Çocuk kaçırma, çocuğun zamanında geri verilmemesi ve aklınıza gelebilecek her türlü iddia ile karşı tarafın sizi karakol, savcılık, mahkeme ve bürokraside süründürme imkanı vardır. Kendinizi aklasanız bile sonuçta iftirayı açan için “şikayet hakkını kullanmıştır.” denilmekte ve bunun bir yaptırımı pratikte olmamaktadır. 

Çözüm önerimiz :

Her türlü yalan beyanın iddianın ciddiyetine denk bir bedeli olmalıdır. Yalan beyanların ve iftiraların uygulamada cezasız kalması insanların haksız şekilde yaftalanmasına neden olmaktadır. Boşanma davası sürerken gelişen olayların da yeni bir boşanma davasına gerekçe oluşturması hukukun suistimal edilmesine neden olmaktadır. İftirayla boşanma davası görülmekte karar verilmekte, sonra iftira davası açılması istenmektedir. Böyle bir saçmalık kabul edilemez. İftira davası görülmeden bşanmöa davası sonuçlanmamalı ve boşanma davalarında bağlı tüm davalar ceza davası dahi olsa beraber görülmelidir. Davaların ayrı ayrı görülmesi sistemin kazancını arttırdığı için bu duruma karşı çıkanlar olacatır. Avukatların yalan söyleme hakkı diye bir şey olamaz. Yalan söyleyen avukatın diploması elinden alınmalıdır.

Uzun yargı süreci,

Çekişmeli Boşanma süreci en iyi ihtimalle 1,5 yıl bazen 10 yıl sürmektedir. Bunun insan hayatının kısalığı ve en verimli olduğu dönemlere geldiği göz önüne tutulduğunda ne derece yıpratıcı olduğu görülecektir.

Çözüm önerimiz :

Boşanma bir tarafın talebiyle hiç uzatmadan gerçekleşebilir. Haksız nedenlerle  boşanmayı talep eden tarafa, boşanmanın bedeli daha sonra tazminat olarak gücüne göre ödetilebilir. Bu bedelin en başında nikah kıyılırken belirlenmesine de imkan sağlanmalıdır. Bu bedel Devlet tarafından güvence altına alınabilir.

Evlilik ve boşanma ile ilgili sözleşme hürriyetini Yargıtay 2. hukuk dairesi hukuksuz olarak sınırlandırmaktadır. İnsanları kendi mizaç, inanç ve anlayışlarına göre evlilk yapmasını engellemektedir.

Uzun yargı süreçlerinde eşe sadakat yükümlüğünü zorunlu tutan Yargıtay, eşin cinsel ihtiyaçlarını karşılama yükümlülüğünü ise yok saymakta görmemektedir. İnsan fizyolojisi ve psikolojisine aykırı bu uygulamanın da önlenmesi için boşanmaların hızlandırılması (mümkünse ailenin kurtarılması) gerekir. 

Yargının yükü çok ağırdır. Bu yükü devletin tüm kurumları ve hatta bireylerine dağıtma imkanı varken ve hatta bu zaruriyken yıkılan ailelerin enkazından beslenenler, bu rant ve kazanç kapısından vaz geçememektedir.   

6284 sayılı yasa,

Eşiniz hatta hiç tanımadığınız yoldan geçen bir kadın size iftira ederek uzaklaştırma talep ederse; belge, şahit veya başkaca bir delil aranmaksızın hakkınızda tedbir kararları uygulanır. Haksız ithamla aldığınız tedbir cezasına mı yanarsınız, yok yere adınızın çıkmasına mı, kendi evinize eşyalarınızı almak için dahi giremeyecek olmanıza mı yanarsınız… 6284 sayılı yasa’dan beri şiddet 6 kat kadın cinayetleri 5 kat arttığı halde halen bu konuda bir düzeltmeye gidilmemiş olması gerçekten ibret vericidir. Boşanmaların artmış ve evliliklerin azalmış olmasına rağmen bu artış düşündürücüdür. 

Çözüm önerimiz :

Şiddet görme ihtimali bulunan kişinin koruma altına alınması, sağlık, barınma ve iaşe imkanı sağlanması hakkında şiddet iddiası bulunulan şahsın kendisine ait evden atılmasından daha adil ve daha güvenli olacaktır. Birini haksız yere evinden uzaklaştırmanın kendisi zaten şiddete neden olmaktadır.

6284 içinde iftirayı önlemeye yönelik caydırıcı bir hüküm bulunmamaktadır. İftiranın bir bedelinin bulunmamasından dolayı şiddet iftiraları pervasızca atılmaktadır ve 6284 kapsamındaki şikayetlerin neredeyse tamamı iftira ya da abartmadır. Sonuçta herbir insanın birbirine şiddet uygulama ihtimali vardır. Sırf İhtimal üzerine tedbir alınacak ise evden uzaklaşması gereken kişi, ihtimal iddiasındaki kişi olmalıdır.

Pozitif ayrımcılık,

Bürokraside, İşe alımlarda, Proje Desteklerinde, Sosyal hizmetler, Vergi İndirimlerinde ve aklımıza gelmeyen bir çok alanda kadınlar lehine düzenlemelere gidilmiştir. Bu düzenlemeler yüzünden Erkeklerin hakları gasp edilmekte ve aile içerisinde sindirilmektedir. Kadın babasından dolayı ölünceye kadar yetim aylığı alabilmektedir. Erkek ise gerçek bir ihtiyaç içinde bile olsa 18 yaşından sonra Yetim aylığını alamaz. Bu cinsiyetçi uygulama kadınların iş gücüne katılmasına engel olan unsurlardan biridir. Mevzuatlardaki bütün ayrımcı hükümler kaldırılmalıdır. Pozitif diye şirinleştirilerek isimlendirilse bile Ayrımcılığın olumlusu olamaz, ayrımcılık ayrımcılıktır. 

Çözüm önerimiz :

Pozitif ayrımcılık uygulamaları kabul edilemez.

Hakları elinden alınan kişilere haklarının verilmesi “pozitif ayrımcılık” değil hakkın yerine getirilmesidir. Suç şahsidir. Anneniz eziyet görmüşse, gördüğü o eziyetin bedelini başkasının oğlundan çıkaramazsınız. 

Pozitif ayrımcılık emperyalizmin; kadınların iş gücünü ucuzlatıp tüketimlerini arttırmak, çocukları ailelerden ve öz kültürlerinden koparıp kendilerince hazırlanan okul öncesi eğitimlerde ve kreşlerde formatlanmasını sağlamak ve kadın erkek çatışmasının sağlanması için uydurulmuş bir fitnedir.  

Önerilerimizin faydalı olabilmesi için; Hakimlerin verdikleri kararlardan sorumlu olması ve hatalı kararlarla orantılı tazminat ödemeleri gerekir. Anayasa ve Kanunlara aykırı karar verenlere gerekirse hapis cezaları da verilmelidir. Yoksa dosyaları okumadan önyargılarla veya şahsi çıkarlara veyahut mensubiyetlerine göre karar veren hâkimler azalmayacak ve kanun ne kadar da iyi olsa da adalet asla sağlanamayacaktır. 

More from Amaçlarımız

Amacımız

Öncelikle Ailelerin dağılmasına zemin hazırlayan örfümüze ve sosyal yapımıza aykırı Hukuk Sisteminin düzeltilmesini ve Kültür Emperyalizmine karşı güçlü aile yapısını koruyacak bir sistemin kurulmasını amaçlamaktayız. Ayrılık aşamasında ve Boşanmalarda; erkeklerin dezavantajlı durumda olmasına neden olan, Çocukların Haklarına ve Sağlıklı gelişimlerine … Amaçlarımızın devamını okuyun