İstanbul Sözleşmesine hızlı bakış

İstanbul Sözleşmesi nedir?

İstanbul Sözleşmesi “Toplumsal Cinsiyet” kavramı üzerine kuruludur ve “Toplumsal Cinsiyet” tanımını yapan ilk uluslararası anlaşmadır.

“Toplumsal Cinsiyet” ne demektir?

Kadın ve Erkeğin rollerinin sosyal olarak toplum tarafından inşaa edilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Ne var bunda?

2010 yılından sonra eylemlerini arttırarak sürdüren eşcinsel dernek ve gruplar taleplerini İstanbul Sözleşmesine dayandırmaktadır. İstanbul Sözleşmesine göre de talepleri uygundur. Nitekim İstanbul Sözleşmesine karşı yükselen her sesi aşırı tepkiyle karşılamalarının sebebi, Sözleşmenin iptali halinde taleplerinin hiç bir yasal dayanağı kalmayacak olmasıdır.

İmzalanacağı dönemde itirazlar olmadı mı?

Sözleşmeyi kabul eden dönemin Aile bakanı Fatma Şahin’den önce görev yapan Selma Aliye KAVAF “farklı aile formları” ifadesine “eşcinsel aileleri” de kapsıyor olması ve aileyi parçalamayı amaçlayan diğer maddeler nedeniyle itiraz eder ve bildirgeyi imzalamaz. Ayrıca yazar ve aydınlar arasında da karşı çıkanlar oldu ancak sesleri yeteri kadar duyulamadı.

İmzalandıktan sonra Türkiye’de neler değişti?

2009 yılında 30 kişi ile “onur yürüyüşü” yapan eşcinsel dernekler artık binlerce kişiyi meydanlarda topluyor.

2012 yılında kabul edilen 6284 yasa İstanbul Sözleşmesine dayanmaktadır ve kabul edildiği yıldan sonra her yıl hem şiddet, hem cinayetlerin artmasına neden olmuştur.

İstanbul Sözleşmesinin ve 6284 yasa sonrasında yapılan uyum yasaları ve içtihatlerin sonucunda Aile yapısı hızla bozuldu, Evlilikler azaldı ve Boşanmalarda rekor üzerine rekor kırıldı. Son olarak 2019 da evlenen 3 kişiye karşılık 1 kişi boşandı.

Toplumsal Cinsiyet rolleri üzerine daha önce yapılmış çalışmalar var mı?

“Yeni toplumsal cinsiyet eşitliği teorisine dayanan büyük ölçekli ilk sosyal deneylerden biri, Filistin’deki Yahudi yerleşimlerindeki kibbutzlardı. Kibbutzlar, kadınların özgürleşmesinin ancak toplumsal cinsiyet rollerinin çocukluğun en erken aşamalarından itibaren yok edilmesi ile sağlanabileceğini düşünmüşlerdi.

90 Yıl boyunca yapılan bu kesintisiz ve işgüzar toplum mühendisliğinin sonuçları hiç de planlandığı gibi gerçekleşmedi. Çocuklar bakıcılarını sinirlendirerek de olsa sürekli cinsiyete özgü oyuncakları seçmeye devam ettiler. Üç yaşındaki erkek çocukları sepetten silah ve araba alırken, kızlar oyuncak bebekler ve çay setlerini tercih ediyorlardı”

Abdulhakim Murad (T.J. Winter), Nihayet Dergisi, Sayı: 63
Dr.Mücahit Gültekin

Toplumsal Cinsiyet Rollerinin değişmesinin tehlikesi nedir?

En başında Toplumu ayakta tutan aile yapısını değiştirerek; Anne-Baba, Karı-Koca, Evlilik kavramlarını yeniden inşaa etmektedir. Buna göre evlilikler erkek ve kadın yerine; erkek erkeğe, kadın kadına olabileceği gibi geçişken de olabilmelidir.

İstanbul Sözleşmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği; Kadın-Erkek Eşitliği değil midir?

Hayır! Kadın ve Erkek eşitliğini öngören sözleşmeler Evrensel İnsan Hakları beyannamesinde zaten tanımlanmıştı. CEDAW ile bu daha da ileri taşınarak kadınlara ayrıcalıklar sağlanmıştı. İstanbul Sözleşmesi maalesef “Toplumsal Cinsiyet” adı altında eşcinselliğe de meşru zemin hazırlamışır.

About Yasin Emrak

Sürüye uymayan her koyun, çoban için derttir. Ortak aklın ne olduğunu birgün keşfedersek belki bir şeyler düzelir.